Ana içeriğe atla

Yılmaz Özdil'den: Çömelme Açılımı

Kalemine sağlık, yazılacak ne varsa yazmış yine...

Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı:

Çok savaş gördü bu millet...


Çömelen devleti ilk kez görüyor.

Her yer jammer dolu.

Sinyal kesiyorlar.
Ki, mayın filan patlamasın.
Havada üç tane Kobra var.

Tam teçhizatlı, tur atıyorlar.

Arada ısı bombası fırlatıyorlar.

Ki, roket gelirse hedefi şaşırsın.

Yüzlerce bordo bereli etrafta...

Araziye yayılmışlar, eller tetikte.

Kum çuvallarıyla çevrili siper...

Ardında, çömelmiş Başbakan.
Ve, Genelkurmay Başkanı.
Ki, mıhlamasınlar.

Moral vermek için yapılan ziyaretin, moral bozucu fotoğrafıdır bu.
Kimseyi rencide etmek maksadıyla yazmıyorum; ben de olsam, ben de çömelirim... Çünkü, elimizi kolumuzu sallaya sallaya girdiğimiz Irak topraklarına, kendi topraklarımızdaki kum çuvallarının ardından çömelerek bakabiliyoruz bugün anca.
Ankara’da yıllardır yan gelip yatarken, dizlerinin üstüne çökmüş örgütün, yeniden ayağa kalkmasına göz yummanın neticesidir bu... Kahramanlarımıza vatan haini muamelesi yapıp, içeri tıkarken, “güzel şeyler oluyor” deyip, teröriste havai fişek fırlatmanın, şımartmanın neticesidir. Şeref madalyalı subaylarımız kendi kafasına sıkarken, utanmadan sırıtmanın... “Camilerimizi bombalayacaklar, bize suikast yapacaklar” iftirasıyla cahil cüheladan oy toplayıp, elinde roketle gezenleri gizli gizli affetmeye çalışmanın bedelidir. Adamlar harıl harıl memleketin yollarına mayın döşerken, şarkıcılarla türkücülerle şov yapmanın, 4-4-2’yle mi yoksa 3-5-2’yle mi hallederiz bu meseleyi diye, futbolcularla top sektirmenin bedelidir.
Bir taraftan “kardeşim” diye bağrına basacaksın Barzani’yi... Öbür taraftan “taşeron bunlar” deyip, kum çuvallarının ardından çömelerek bakacaksın Barzani’nin topraklarına.


Nasıl gezebiliriz ki ayakta?

Yorumlar

Begonvilli Ev dedi ki…
Söylenecek çok söz var. Hatta hissedilenleri tam olarak ifade etmenin olanağı yok; böylesine üzücü olaylar oluyorken. Neyse ki sağ duyu ve öngörü sahibi bir kaç köşe yazarı ve aydın söylenmesi gerekeni söylüyorlar bizler adına. Ne var ki değişen bir şey yok. Bildiğini okumakta yine, ulusun kaderini ellerinde tutanlar. Ulusça kimlere güvenebileceğimizi bir bilsek.
Stil Direktoru dedi ki…
Bekir Coşkun'u da oku canım sanırım 3 gün oldu yazalı süper ifade etmişti yine. Bu arada hiç düşündünüz mü 80'den beri bu ülkede aydın yetişmiyor acaba neden?
. dedi ki…
Hep severim Yılmaz Özdil yazılarını..
Nilgün Komar dedi ki…
yine döktürmüş adamımız.. adı gibi yılmayan adamımız.. bizde okuyarak arkandayızz..
Chilek dedi ki…
Durumu net bir şekilde ifade etmiş.
sibel dedi ki…
çok şükürki hala korkmadan yazabilenler var.Benim favorilerim YILMAZ ÖZDİL VE BEKİR COŞKUN...
Önceden cesurca yazabilenler şimdi korkudan saf değiştirdiler..cesur kalemleri alkışlıyorun.sevgiler
Hayattan Azıcık dedi ki…
Filistin için yazılar blog blog gezerken şehitlere sadece bir kaç bloğun yer vermesi ne kadar acı dimi bu gün bende yayınladım bu yazıyı ve bloglardan bir ses varmı bakarken senin yazdığını da gördüm. İyi ki eklemişim bloğunu sağolasın...
mutfakcini dedi ki…
Biz utanıyoruz ,onlarda tık yok.Yılmaz Özdil'siz basın düşünemiyorum.Sağlam yürek,sağlam bakış.sevgiler..
Marifetli Cadı dedi ki…
Helal olsun çok güzel dile getirmiş. Yılmaz Özdil kalemine sağlık....
Banuca dedi ki…
Yazana da, yayınlayana da helal olsun...Susanlara ne diyeyim, sıra onlara da gelecek derler ya....
Yeşim dedi ki…
Begonvilli Ev, haklısın ablacığım. Dediğin gibi neyse ki hala sağ duyulu aydınlarımız var az da olsa!

Stil Direktörü'm, okudum bebişim haklısın O da çok güzel ifade etmiş. Doğru söylüyorsun, bilinçli olarak yetiştirilmiyor, yetişenleri de ne yaptıklarını görüyoruz maalesef :(

Masal, sevilmeyecek gibi değil ki. İyi ki var.

celebi74, aynen canım arkasındayız.

Chilek, evet tatlım. Anlayana!

Sibel, canım ablam evet çok şükür hala birkaç kişi var. İnşallah susturulmazlar.

estergonyeşil, kesinlikle aynı fikirdeyim seninle. Üstelik gemiye yapılan müdahale uluslararası sulardaydı ve gerekçesi ulusal güvenliklerinin tehdidiydi. Bizde kendi topraklarımıza açıkça bir saldırı olduğu halde kılımızı kıpırdatmıyoruz :( Ne acıdır ki ateş sadece düştüğü yeri yakıyor.

Ebruli'm, ben de düşünemiyorum canım. İyi ki var.

Ozlem, evet tatlım çok güzel yazmış.

Banuca, ablacığım bu vatanın evlatları olarak en azından bu kadarını yapmalıyız. Susanlara da söyleyecek söz bulamıyorum :(

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deneme 1...

Son 1 yıldır kanaviçeye merak sardım. Onu mu yapsam, bunu mu yapsam diye diye müthiş bir arşiv yaptım kendime. Fakat son günlerde yaşananlar gücüme gitti. Ben de ilk deneme çalışmamı Atatürk'ün imzasıyla yapmak istedim. Önce malzemelerimi aldım, imzayı çarpı işi modelledim. 2 ay önce başladığım halde, ne zaman elime alsam Miya'nın ipe atlayıp oynamak istemesi yüzünden bitiremedim. Dün onun uyumasını fırsat bilip en sonunda bitirdim. Şimdi sadece çerçevelenme işi kaldı. Nasıl olmuş becerebilmiş miyim?

Beklenen Şablon

Çok isteyen oldu o yüzden buradan hepinizle paylaşıyorum. Büyük boyutlu isterseniz burada . Yapacak herkese kolay gelsin.

İğnenaz ve Giden Yolcu

İğnenaz kim mi? Keçe iğneleme yöntemiyle aslında kedi yapmak için başlayıp sonra doğaçlama olarak matruşkaya dönüşen ilk bebeğim  :) İsim babası sevgili dostum Sıtkı Silah. Adını anmışken hatırlatayım; ilk kitabı Gelen Yolcu'dan ( bu yazımda bahsetmiştim ) sonra ikinci kitabı Giden Yolcu, Yitik Ülke Yayınlarından çıktı. Bu güçlü kalemle hala tanışmadıysanız kaybınız büyük derim. Eğer Gelen Yolcu'yu okuduysanız ve henüz Giden Yolcu'yu almadıysanız size bir sürprizim var. Bu yazıma yorum yapan ilk dört kişiye ismine özel imzalı Giden Yolcu'yu hediye edeceğim.  Gelelim İğnenaz'a, kitap okurken macaron yemeği seven bir matruşka o :}  İğnenaz şimdi, görür görmez ona aşık olan yeni sahibinde ve duyduğuma göre kitap okuyup macaron yemeğe devam ediyormuş ;} ♥ Hepinize mutlu bir haftasonu diliyorum ♥