Ana içeriğe atla

Muz Sesleri ve Kebikeç

Haftasonu kitapyurdu.com'dan istediğim kitaplarım geldiiii :) Önce hangisini okusam? İlki Everest Yayınları'ndan çıkan Ece Temelkuran'ın Muz Sesleri; diğeri Arkadaş Yayınevi'nden çıkan Devrim Kodakcı'nın Kebikeç. Muz Sesleri; Oxford, Paris, Beyrut üçgeninde geçen bir aşk ve savaş romanı diye tanımlanıyor fakat ben ismine takıldım. Gerçekten muzların sesi varmış:"Muzlar bir elin yapışık parmakları gibidirler. O parmaklar büyüyüp birbirlerinden ayrılırlarken ses çıkartırlar. Ağustos ayında bir muz tarlasına girersen, başka gürültü yoksa o sesleri duyarsın." diye izah ediyor yazar ve bunu roman kahramanlarından birine söyletiyor kitapta. Çok etkileyici geldi bana ve bir gün ben de muz seslerini dinlemek istiyorum. Diğer kitabımın da ismine takıldım yine. Kebikeç; Doğu mitolojisinde kitapları kemirgen kurtlardan koruduğuna inanılan ilim aşığı kitap cinidir. Bu cine emanet edilecek olan ciltlerin ilk sayfasına Kebikeç’in sembolü çizilir ve altına kalem erbabının malumu olan efsun yazılır: Yâ Kebikeç! Hıfz el varak ilâ kıyâmet. Kitap, IV. Murat dönemini konu alan, masal ile gerçeğin iç içe geçtiği, olay örgüsü ve üslup yönünden okuru sayfalara adeta Kebikeç’in büyüsü ile hapseden, yer yer güldüren, çokça düşündüren, betimlemeleri ile hayranlık uyandıran, keyifli, dopdolu bir ilk roman diye tanımlanıyor. Bütün bunları yazarken önce Muz Sesleri'ni okumaya karar verdim.

Yorumlar

Begonvilli Ev dedi ki…
Okunacaklar listeme ekledim. Teşekkürler.
Bucanni dedi ki…
Canım güzel gibi görünüyorlar. Kitap okumaya bayılıyorum. Okuduktan sonra ki yorumlarını merak ediyorum. sevgiler..
Yeşim dedi ki…
İlk fırsatta yorumlarımı da paylaşacağım sizlerle. Sevgiler...
ebru altin dedi ki…
Ece Temelkuran'ın kaleminden çıkan kitabı bir solukta, beğenerek okumuştum.

Yanlız Kebikeç'i ilk defa duyuyorum. Konu itibariyle gayet güzel bir temaya sahip ki biran önce alınacaklar listeme ekliyorum. Şimdiden merak ettim doğrusu...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deneme 1...

Son 1 yıldır kanaviçeye merak sardım. Onu mu yapsam, bunu mu yapsam diye diye müthiş bir arşiv yaptım kendime. Fakat son günlerde yaşananlar gücüme gitti. Ben de ilk deneme çalışmamı Atatürk'ün imzasıyla yapmak istedim. Önce malzemelerimi aldım, imzayı çarpı işi modelledim. 2 ay önce başladığım halde, ne zaman elime alsam Miya'nın ipe atlayıp oynamak istemesi yüzünden bitiremedim. Dün onun uyumasını fırsat bilip en sonunda bitirdim. Şimdi sadece çerçevelenme işi kaldı. Nasıl olmuş becerebilmiş miyim?

Beklenen Şablon

Çok isteyen oldu o yüzden buradan hepinizle paylaşıyorum. Büyük boyutlu isterseniz burada . Yapacak herkese kolay gelsin.

İğnenaz ve Giden Yolcu

İğnenaz kim mi? Keçe iğneleme yöntemiyle aslında kedi yapmak için başlayıp sonra doğaçlama olarak matruşkaya dönüşen ilk bebeğim  :) İsim babası sevgili dostum Sıtkı Silah. Adını anmışken hatırlatayım; ilk kitabı Gelen Yolcu'dan ( bu yazımda bahsetmiştim ) sonra ikinci kitabı Giden Yolcu, Yitik Ülke Yayınlarından çıktı. Bu güçlü kalemle hala tanışmadıysanız kaybınız büyük derim. Eğer Gelen Yolcu'yu okuduysanız ve henüz Giden Yolcu'yu almadıysanız size bir sürprizim var. Bu yazıma yorum yapan ilk dört kişiye ismine özel imzalı Giden Yolcu'yu hediye edeceğim.  Gelelim İğnenaz'a, kitap okurken macaron yemeği seven bir matruşka o :}  İğnenaz şimdi, görür görmez ona aşık olan yeni sahibinde ve duyduğuma göre kitap okuyup macaron yemeğe devam ediyormuş ;} ♥ Hepinize mutlu bir haftasonu diliyorum ♥