19 Aralık 2013 Perşembe

En Güzel Hediye

Kurabiyede kalmışken devam edelim. Bugün de doğum günümde sevgili Aze'min benim için yaptığı kurabiyeleri sizinle paylaşayım :)



Melekli bir kutunun içinde meleklerle süslü kurabiyelerim öyle güzeller ki yemeğe kıyamadım :)

Aze'min yaptığı muhteşem kurabiyeleri görmek ve sipariş vermek isterseniz ig hesabına bir bakın derim ;)

24 Ekim 2013 Perşembe

Cameo ve Kurabiye

Ekim ayı geldi de bitiyor neredeyse, zaman hızla geçip gidiyor yetişemiyorum. Eskiden de bu kadar hızlı mıydı? Yoksa ben mi yeni fark ediyorum hızını bilmiyorum...Neredeyse 2 aydır uğramamışım buralara. Artık ses vermenin zamanı geldi. En yakında yaptıklarımı paylaşayım bari. 12 Ekim Edi'min doğumgünüydü. Ben de ona en sevdiği kurabiyelerden en sevdiği cameo figürünü kullanarak hazırladım.



Ve tabii paket; "delisin sen, neler yapmışsın" nidalarıyla açılıp içindekiler afiyetle yendi :) 

Yeni yaşının her günü güzellikler ve mutluluklar getirsin sana Edi'm ♥ 

26 Ağustos 2013 Pazartesi

İllüstrasyondan Keçeye; Gorjuss Girl

Keçelerimi rafa kaldıralı neredeyse 2 yıl olmuştur. Keçelerle uğraşmayı özlemiştim ve fakat bir türlü elime alamamıştım. Tembelliğin sınırlarını zorladığım bir dönemde, iş arkadaşımın doğum gününü fırsat bilerek yeniden keçelerime döndüm :) 

Tanıştırayım bu güzel kızın adı Ruby. O bir Gorjuss Girl. Gorjuss kızlarının tasarımcısı Suzanne Woolcott. Aslında illüstrasyon olan bu kızların en belirgin özelliği ağız ve burunları olmadan çizilmesi, çizgili çorapları, uzun saçları ve kedi sever olması :) Bayılıyorum bu kızlara.
Arkadaşımın da Gorjuss Girl hayranı olduğunu öğrenince ona keçeden bir Gorjuss Girl hediye etmek geldi aklıma. Böylece bu güzellik çıktı ortaya.


Tabii ki benim Ruby'm farklı oldu orijinalinden. O kalpleri çok aradım ve sonuç kesinlikle aradığıma değdi. Ne dersiniz, güzel olmuş mu benim Gorjuss kızım?
Siz de bu güzelliklere sahip olmak isterseniz lisanslı Gorjuss Girl ürünlerine buradan ulaşabilirsiniz. 
Ülkemizde de D&R'larda bulmanız mümkün.

20 Ağustos 2013 Salı

Yitik Ülke Yayınları ve Okuduklarım...

2006 yılında faaliyete geçen ve kurucusu Kadir Aydemir gibi genç ve temelleri internette atılan ilk yayınevidir Yitik Ülke. Genç yazarlara olan desteği ve sosyal sorumluluk projeleriyle Yitik Ülke yayıncılıkta yeni bir çığır açtı. Benim Yitik Ülke'yle tanışmamsa twitter sayesinde oldu. Sizlerin de bildiği gibi satışından elde edilen gelirin LÖSEV'e bağışlanacağını duyurdukları Prens Ali'nin Maceraları adlı kitabı isteyen okuyucularıma göndermiştim. Bundan sonra da sosyal sorumlu Yitik Ülke Yayınları'na olan desteğim devam edecektir. Yitik Ülke'nin sosyal sorumlu diğer kitapları ise şunlar: İmza Kızın; geliri 21.Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı (YEKÜV) kanalıyla, çocukların eğitimi için, Tekrarı Olmayan Öyküler; geliri Cumhuriyet Üniversitesi'nde okuyan yoksul üniversite öğrencilerine burs verilmesi için ve İsmi Lazım Değil; geliri tekerlekli sandalye alınması için kullanılacak. 

90 yazarlı 80'lerde Çocuk Olmak, 111 yazarlı 90'lar Kitabı - Çocuk Mu Genç Mi?, 114 yazarlı İmza Kızın, 126 yazarlı Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı ve 40 psikolog yazarlı Kadın Gözüyle Aşk adlı kitaplarıyla yeni dünyaların keşfine ve yeni ufuklara yelken açtıran Yitik Ülke, gençliği ve dinamikliği ile harika projelere de imza atmaya devam ediyor. Şimdi de satışından elde edilecek gelirle fidanlar alıp kardeşlik ormanı kurmak için twitterda 140 karakterle yazılmış tweet öykülerden oluşan Yitik Öykü kitabını hazırlıyor. #YitikÖykü hashtagiyle yazılan öykücükler seçilerek bu kitapta toplanacak. Ben heyecanla bekliyorum Yitik Öykü kitabını. Katılım için son 11 gün eğer twitter hesabınız varsa tek yapmanız gereken hashtagi kullanarak kendi öykünüzü yazmak. Belki sizin öykünüz de kitaba girecek kadar güzel olur, ne dersiniz?  

Bunlar da (şimdilik) benim okuduğum Yitik Ülke kitapları.


Kızlarından babalarına mektuplarla dolu bir kitap. Hüzünle, bazen öfkeyle, bazen imrenerek, bazen ağlayarak okuduğum harika bir kitaptı. Tanıdık isimlere rastlamaksa harikaydı :) 


Kadir Aydemir'in kaleminden hayatın içinden geçen 22 güzel öyküyle dolu bir kitap. Akıcı, sade ve şiirsel anlatımı sayesinde kendimi öykülerin içinde bularak okudum. Kitaptan ilk iki cümle: "Zaman eskimez. Geçip giderken her şeyin yüzünü de yanında götürür."


Kadir Aydemir'in dizeleri de öyküleri kadar etkileyiciydi. 


Onur Behramoğlu'nun dizelerinde savrulmak müthişti.

Ben bu postu hazırlarken Yitik Ülke Yayınları'ndan 2 yeni kitabın daha çıkacağı duyuruldu. Bugüne kadar "92 kitapla yeryüzünde düşler kurmaya devam eden" Ülke büyüyor. Artık sizin de bu ülkeye yolculuğunuz başlasın. 

26 Temmuz 2013 Cuma

Ders:Resim Konu:Yüzük

Tamam biliyorum saçma bir başlık oldu. Sıkılmadan okursanız yazdıklarımı, sebebini anlayacaksınız, inanın bana :) Eminim hepiniz hayatınızda pek çok defa Pablo Picasso adını duymuşsunuzdur. Konumuz olan yüzüklerden bahsetmeden önce, sizlere ünlü ressam Picasso hakkında bilgi vermek istiyorum. 

"Kendisi dünyaca ünlü ressam ve heykeltraştır. Tam adı Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso olan ressam İspanyoldur." 

"Picasso, Georges Braque ile kübizmin temellerini atmış sayılmaktadır. 1907'den 1914'e kadar kübist olarak adlandırılan tarzda tablolar yapar. Kübist tabloların genel özelliği; geometri ve geometrik şekillerin kullanılmasıdır. Resmedilen nesneler geometrik formlar oluşturacak şekilde basitleştirilmiş yahut geometrik şekillere bölünmüştür."

Picasso'nun bu akımla yaptığı ilk tablosu Avignonlu Kızlar'dır. 


"Kübizmin bir diğer özelliği de uzaydaki üç boyutlu bir cismi iki boyutlu yüzeye aktarma çabasıdır. Bu amaçla Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışır. Yine bu nedenden portrelerindeki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir." (Kaynak) 



Bu kadar bilgi yeterli. Konumuz olan yüzükler de Japon sanatçı Yukako Katsuyama tarafından kübik tarzda tasarlanmış. Bu açıdan bence çok özel ve çok güzeller, esin kaynağı elbette büyük usta Picasso.


Çok başarılı bence ve çok beğendim. Daha fazlası için buraya bakabilirsiniz.

Hepinize mutlu geçecek bir hafta sonu diliyorum ♥


15 Temmuz 2013 Pazartesi

Ne Direndin Be Ojeli...

:) Biliyorum çok zaman oldu direnişe geçeli. Ve fakat bitmiyor direnişim. Kalbim, aklım, ruhum... Hepsi direnişte. Bana rağmen, bana direniyor hepsi. Ve tabii canım blogum da. O da direniyor bana. Benim onu sahipsiz bırakmama, tembelliğime, umarsızlığıma...

Belki bu yazı direnişimin sonu olur, bilmiyorum. Zamanla anlaşılacak bunun bir sonun başlangıcı olup olmadığı. 

Yaşadığımı bilin istedim içimdeki ve dışımdaki her türlü direnişe rağmen. 


Hem de masal şehrim olan İstanbul'da. 


Her gün yeniden aşık olduğum şehrimde...


 Mutlu olmak için onun güzelliklerini görmek yetiyor bazen...


Dedim ya; her gün başka güzel olan bu şehirde yaşayıp gidiyorum işte. 

Sadece bilin istedim...

3 Haziran 2013 Pazartesi

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Projektör Yüzük

Yüzüklere olan tutkumu bilirsiniz, iflah olmaz bir yüzük manyağıyım ben. Bu durum paylaşımlarıma da yansıdı elbette. Çok güzel yüzükler paylaştım bugüne kadar, hatta bu yüzükle HT Web Günlüğü sayfasında yer almıştım. Fakat bugünkü kadar özel bir yüzüğe ilk defa rastladım. 

Luke Jerram'ın kendi tasarımı olan projektör yüzükten sadece bir tane yapılmış. O da Luke'nin eşi Shelina'nın parmağında :) Ne kadar hoş değil mi? Luke inanılmaz bir adam bu açıdan çünkü Shelina'ya evlenme teklif etmek için de konuşan yüzük tasarlamış. Ah Shelina! Ne kadar şanslısın ♥ 

Bu arada düşünmeden edemiyorum; acaba bunun sırrı ne? Yani Shelina bu kadar özel bir kadın olmayı nasıl beceriyor? Yoksa Luke'mi çok ince düşünceli bir adam? Ya da ben neden böyle özel sürprizlere layık görülmedim? Sorular sorular... Neyse biz yüzüğe dönelim. Neden özel bir yüzük onu anlatayım.

Yüzüğün üst tarafında mikro mercek, bu merceğin tam karşısına denk gelen yüzüğün alt tarafında da Luke ve Shelina'nın fotoğraflarından oluşan ve yüzüğün yan tarafından yerleştirilen minyatür slaytlar var. 



Karanlık bir odada slaytlara led ışık veya mum ışığı tutulduğunda yüzükteki mercek sayesinde seçtiğiniz slayt duvara yansıyor. Büyülü! En güzeli de bu slaytların değiştirilebiliyor olması. Müthiş!


Teşekkürler Luke, bu dünyada senin gibi erkekler olduğunu bilmek güzel ve Shelina çok şanslısın umarım bu şansın ömrün boyunca devam eder. 

1 Mayıs 2013 Çarşamba

DIY_Dantellemece

Romantik biriyimdir bu yüzden hep sevmişimdir danteli fakat televizyon örtüsü yapacak kadar değil :) Bu sene dantel altın çağını yaşıyor. Hal böyleyken elimizdeki dantelleri değerlendirmeliyiz bence. 


Dantelin kotla bir araya gelişiyse bana göre tam bir efsane olmuş.


Artık sıkıldığımız herhangi bir kıyafetimize dantelin romantik havasını katmanın tam zamanı.


Bunlar hepimize ilham kaynağı olsun. Eminim çok güzel işler çıkacak. Şu tembel halime rağmen benim bile yapasım var. O zaman bir sonraki postta kendi yaptığımı sizlerle paylaşmak üzere hepinize mutlu bir hafta sonu diliyorum.

30 Nisan 2013 Salı

Torunlardan Haberler...

Bildiğiniz gibi 22 Şubat'ta anneanne olmuştum :) İnanılmaz anlar yaşadım bebeklerle. Büyürken her anları farklı güzeldi. Artık 2,5 aylık oldular, anneleri emzirmez oldu. Kuru ve yaş mama yemeğe başladılar ve tuvalet alışkanlıkları var. Şimdi sıra onlara yuva bulmaya geldi :( benim için onlardan ayrılmak çok zor olacak fakat buna mecburum. 

İşte benim bebeklerim...

Annesiyle yatak keyfi yapan Miya Jr. en şanslı yavru. Onun yuvası hazır iyi bakılacağına emin olduğum bir eve gidecek. Güzel kızım benim umarım çok mutlu olur...


Bu da Boncuk. Bakmayın böyle durduğuna uyumak üzereyken çektim bu fotoğrafı. Aslında oyuncu, şirin ve çok yakışıklıdır benim oğlum :) Var mı yuvasını ve kalbini açacak Boncuk'a?


Ve Baloğlan çok karizmatiktir :) ona da ömrü boyunca iyi bakacak bir yuva arıyoruz.


Şansınız bol ve açık olsun kuzucuklarım. İnşallah size en az benim kadar iyi bakabilecek aileler bulabilirim. Mümkün olsa kimselere vermezdim sizi. Her şeyinizi çok özleyeceğim. Şikayet ettiğim kumlarınızı temizlemeyi bile...

29 Nisan 2013 Pazartesi

Kanaviçe Meleğim ve Şablonu

Hepinize harika bir İstanbul sabahından merhaba :) Gününüze eşlik etmesi için size meleğimi gönderiyorum. Bir meleğe doğum günü armağanı olarak ben işledim :) şaşırdınız değil mi? :) Tamam tembelim de o kadar da değil ;}

Başlarken...


Kalbi, belirgin olması için kırmızı işledim.


Ve bitti. Sahibi de çok beğendi. 


Bu da sizler için benim armağanım olsun.


dMelekler eksik olmasın hayatınızdan... 

19 Nisan 2013 Cuma

Firari_Yaşar

Kaç defa dinlediğimi bile hatırlamıyorum. Emin olduğum tek şey Yaşar'ın o muhteşem sesinin her defasında yüreğimin başka bir telini titrettiği...


3 Nisan 2013 Çarşamba

Karikatürlerde Şarkılar

Hepinize merhaba. İyice ıssız bırakmışım buraları. Gerçi alıştınız artık benim uzun aralarıma farkındayım, neyse... Bu defa sizi güldürmeye geldim. Şöyle komik, şarkılı, türkülü değişik bir post olsun istedim. Karikatürlere konu olan şarkıları da paylaşıyorum iyice keyiflenin diye. İşte benim çok güldüğüm karikatürler :} ve onlara konu olan şarkılar...

Öncelik elbette sevgili Yaşar'a. 







Şarkılar ve kahkahalar eksik olmasın hayatınızdan :)

22 Şubat 2013 Cuma

Yılın En Çıtır Anneannesi :)

Evet anneanne oldum :) Nasıl mı? Bizim evin müdavimlerinden Zilli hanım sayesinde :) Bugün doğum yaptı kızım ve benim de yanında olmama izin verdi.

Hayatımın en özel sabahını yaşadım bugün. Doğum mucizesine tanık olmak, anneliğin her canlıda aynı duygulara sebep olduğunu görmek inanılmaz bir deneyimdi benim için. Annelik anlatılamayacak kadar güzel bir duygu. Bu anı yaşadıktan sonra anladım ki; yaşamazsam pişmanlık duyacağım tek duygu: Annelik.

İşte annemiz ve yavruları :) yani torunlarım.


Canım kızımın yanında olmam için bana izin vermesi, hatta 3 yavruyu benim yardımımla doğurması harikaydı. 2 bebeğimiz ölü doğdu :( olsun diğer 3'ü sağlıklı çok şükür.


Hayat mucizelerle dolu. Dilerim o mucizelere tanık olursunuz sizler de.

20 Şubat 2013 Çarşamba

Arpa Şehriyeli Pirinç Pilavı

Arayı çok açma dediniz kıramadım sizi ve işte buradayım. Bu defa yemek yapmakta zorlanan arkadaşlar için bir post hazırladım. Derler ki; "pilav pişirebilen kadın iyi yemek yapar" bundan yola çıkarak bana göre iyi pilavın sırlarını paylaşmak istedim sizlerle. 

Annem çalıştığı için küçük yaşlarda pek çok işi yapmayı öğretmişti bunlardan biri de pilav yapmaktı. Her zaman "bana yaparsın, kendine öğrenirsin" derdi. Annemin şehir dışına çıktığı zamanlarda evde babamla kardeşime yemek yapma işi bana kalırdı. Hal böyle olunca en iyi yaptığım yemek de pilav oldu. Çünkü benim için en kolay yemek; tavuk-pilav pişirmekti :}

Neyse lafı fazla uzatmadan bakalım Öceli pilavı nasıl yapıyormuş? :) Haziran ayında pilav yaparken attığım tweetler ışığında buyurun bakalım...

1 su bardağı pirinç (baldo)
2 yemek kaşığı arpa şehriye
2 su bardağı soğuk su
Yeteri kadar yağ (ben 2 yemek kaşığı zeytinyağı kullanıyorum)
tuz

İyi pilavın sırrı: 1) Pirinci yıka ve süz, iyice kavur: Pilav tencerenize 2 yemek kaşığı zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı arpa şehriyeyi koyarak kavurun. Fotoğraftaki rengi alınca, yıkayıp süzdüğünüz pirinci ilave edip kavurmaya devam edin.


2) Kavururken tuzunu ilave et 3) 1 çay kaşığı şeker ve 2 damla limon suyu ekleyerek pirinçler saydamlaşıncaya kadar kavurmaya devam ediyoruz.


4) Soğuk su ekle: İşte benim pilavımın püf noktası; mutlaka soğuk olacak suyumuz.


Kaynayınca kapağı kapatıp ocağı en kısık ateşe alın. Bu arada annemden bir püf daha; "en iyi pirinç bire iki su kaldıran pirinçtir..."


Kısık ateşte yavaşça pişen pilavımızı bırakıp başka işlerle meşgul olmuyoruz. Çünkü; pilav pişerken yalnız kalmayı sevmez gözünüz üstünde olacak, fakat sakın ikide bir kapağını açıp karıştırmayın mıncıklanmayı da sevmez...


Aşağıdaki karede görüldüğü gibi pilavımız göz göz olunca tencereyle kapak arasına kağıt havlu koyma vakti gelmiş demektir.


Suyunu çeken pilavın tenceresiyle kapağı arasına kağıt havlu konup ateşi iyice kısılarak 15 dakika demlendirilir.


Vee sonuç: Bembeyaz tane tane enfes pilavımız servise hazır. Bu pilavın bir sırrı daha var :) 


Pilav Erzurumlu benden dolayı :) ve yaparken gülümsemek şart, şarkı da söyleyebilirsiniz :}

♥ Afiyetle ♥

8 Şubat 2013 Cuma

Zig Zag (Rick Rack) Örgü Tekniği

Ne kadar ara versem de fazla uzak kalamıyorum, işte yine buradayım tilki misali. Bu defa bambaşka bir postla döndüm :) Fotoğraflardan da anlayacağınız gibi bugün sizlerle kendime ördüğüm atkımın örneğini paylaşacağım. Pinterest'te gezinirken gördüğüm bu örneğin nasıl yapıldığını açıkça anlatan bir içerik bulamadım. Anneciğimin geçen hafta Ankara'ya gelişini fırsat bilip ona sordum. Birkaç denemeden sonra örneği çözdük. Şimdi dilimin döndüğünce sizlere anlatacağım.

Başlarken : Bu örnek 3 ilmekle kuruluyor. Yani ilmek sayınız 3'ün katlarının 1 fazlası olacak. Ben 22 ilmekle başladım. (3x7 = 21  21+1 = 22) İlk sırayı 1 düz 2 ters olarak ördükten sonra 2. sırada örneğimizi kuruyoruz.

Aşağıdaki görselde soldan ilk karede  görüldüğü gibi ilk ilmek ters. İlmeği şişe tersten boş alırken ipiniz arkada kalacak. /Buna dikkat edin çünkü; bu örnekte ilmeklerin yönünün değişmemesi esas!) İlk ilmeği boş olarak aldıktan sonra gelen 2 düz ilmekten önce arkadakini ilmeği arkadan örülecek şekilde şişe alıp düz örüyoruz (soldan 2. ve 3. görsel) ördüğümüz ilmeği şişten çıkarmadan şişinizi ön yüze alın. (4. görsel)


Önde kalan ilmeği normal düz örgü yapın (5. görsel) ve arkadaki ilmekle beraber şişten çıkarın (6. görsel) İpi öne alın ve sıradaki ters ilmeği örün (7. görsel) bu şekilde sırayı tamamlayın.


Arka sırada ilk ilmeği (düz) şiş önde ip arkada olacak şekilde boş alarak alıyoruz (1.görsel) İpi öne alıp sıradaki ters ilmeklerin önce arkadakini (2. ve 3. görsel) ipi şişin altından atarak (4.görsel) örün.


Önde kalan ters ilmeği örerken ipi şişin üzerinden atarak örün ve iki ilmeği de şişten çıkarın. (5. ve 6. görsel) Sıradaki düz ilmeği ipi arka tarafa alıp ters ilmek gibi boş alıyoruz (7. ve 8. görsel). Böylece sıra tamamlanır.


Umarım anlatabilmişimdir. Aşağıdaki görselde üstteki fotoda ön yüzün, alttaki fotoda da arka yüzün duruşunu görebilirsiniz. Bu modelde önemli olan ilmek yönlerinin değiştirmemek. 


Yarısını örmüş olsam da Miya'nın ipimi yemek istemesi yüzünden 1 haftadır elime alıp bitiremedim :-/ Neyse ki havalar atkı kullanmayacak kadar güzel geçiyor bu aralar ;}
Bakalım sizler de benim gibi sevecek misiniz bu modeli? ♥

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...