18 Mart 2011 Cuma

18 Mart 1915

18 Mart 1915 Perşembe. Yakın tarihin en büyük armadası oluşuyordu. Birleşik Donanma tam 18 zırhlıyla Çanakkale Boğazı'na yaklaşmaktaydı. Amaçları Boğaz'ı geçip İstanbul'a ulaşmaktı. Saat 10:30'da ilk grubun öncüsü kruvazör, destroyer muhrip, torpidobot ve mayın gemileri Boğaz'a girdiler. Boğaz ağzında ilk 10 zırhlının silüeti belirdi.

zırhlılar

Müthiş bir gurur ve güven içinde yaklaşıyorlardı. Gözcülerin göğüsleri sıkıştı. Bir değil, iki değil, üç değil on yüzen kale geliyordu. Hayır! Arkada sekiz yüzen kale daha vardı. On sekiz yüzen kale! 600 top! Yüzlerce ateş dili olan ejderha, uzayarak, yayılarak, homur homur, ağır ağır Boğaz'ı doldurmaktaydı. Çanakkale'ye 16.000 metre kalınca, Erenköy hizasında, ejderha yavaşlayıp durdu. 1. ve 2. gruplar savaş düzenine girdiler. Amiral gemisinden beklenen işaret verildi: Ateş! İntepe'deki batarya hemen karşılık verdi. Saat 11:15'ti. Tarihe '18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı' olarak geçecek olan benzersiz savaş başladı.

harita_2

Hangi zırhlının hangi tabyaya ateş edeceği belirlenmişti. Zırhlıların hedeflere çevrili uzun namlularının ağızlarında alevler parladı. Ölüm, yıkım, yangın yağdırmaya başladılar. Bir ateş kasırgasıydı bu. Toplarının menzilleri yetersiz olduğu için tabyalar bu kasırgaya yanıt veremediler. En uzun menzilli topların bulunduğu Anadolu Hamidiye tabyası bile, mermilerin zırhlılara erişemediğini görünce, boşa mermi harcamamak için ateşi kesti. Bu toplu, yoğun, arsız ateş 35 dakika sürecek, bütün tabyalarda zavallı topçular toplarının yetersizliği yüzünden sığınaklarda bekleyecekler, kimileri öfkeden ağlayacaktı.

batarya

Saat 12:20'ydi. Mermilerin bir kısmı, tedbirli komutanların, topçuların yalvarmalarına rağmen kullanım izni vermedikleri, işte böyle bir gün için sıkı sıkı sakladıkları zırh delici mermilerdi. Bugün bile hepsinin kullanılmasına evet demeyeceklerdi. Çimenlik tabyasında mermi cimrisi komutan avazı çıktığı kadar bağırıyordu: "Tek mermi bile boşa atılmayacak. Atanı doğduğuna pişman ederim." Bütün bu kıyametin içinde Rumeli Mecidiye tabyasının en büyük ve yararlı topunun yanında bir tek mermi kalmıştı. Yüzbaşı Hilmi Şanlıtop gözüne, Erenköy Koyu'na çekilmeye çalışan Bouvet zırhlısını kestirdi. Son mermi ona atıldı, kıl payı boşa gitti. Yüzbaşı geminin uzaklığını çok iyi hesaplamıştı. Ah birkaç mermi daha olsaydı! Ama mermi taşıyan vagoncuk parçalanmış, rayı dağılmıştı. Topun çaresiz kalışı sıra eri Edremitli Seyit'in içine dokundu. Cephaneliğe koştu. 275 kg ağırlığındaki dev mermi cephaneliğin kapısında, kaldıraca bağlı, havada duruyordu. Seyit mermiyi işaret etti: "Sırtıma verin!" Cephaneciler "bunu taşıyamazsın Seyit!" dediler. Seyit bağırdı: "Siz verin! Haydi, çabuk!" Koca mermiyi Seyit'in sırtına indirdiler. Seyit iki eliyle, anasını kucaklar gibi mermiyi kavradı, tarttı. Kemikleri zangırdadı, eklemleri ezildi, dizleri titredi. Zorlukla da olsa ayakta durabildi. Damarları çatlıyordu, burnundan kan boşaldı. Besmele çekip yürüdü, geç kalıyordu, hızlandı. Mermiyi topun asansörüne yerleştirdi.

edremitliseyit

Böylelikle tam üç mermiyi topun asansörüne taşıdı Seyit. İlk mermi geminin kulesini yaralamıştı. İkinci mermi baş taretini parçaladı. Sırada son mermi vardı dualarla uğurlandı. Son mermi Bouvet'in su kesiminin biraz altına isabet etti. Gövdesinin alt kısmında açılan yaradan dolayı dev gemi anında yana yattı. Mecidiye mürettebatı sevinç sarhoşu oldu. Yan yatan gemi Karanlık Liman'a kayıyordu. Orada Nusrat'ın hala keşfedilmemiş 18 mayını vardı. Sürüklenen Bouvet'in yaralı gövdesi bunlardan birine değdi ve göğü çatlatacak şiddette bir patlama oldu. Havaya kızıl bir duman yükseldi. Gemi 2 dakika içinde alabora oldu, Kaptan Rageot, 20 subay ve 600 erle birlikte batıp gözden kayboldu.

batanzırhlı

Saat 14:10'u gösteriyordu. Saat 18:00'de 3 zırhlı batırılmış, 5 zırhlı da yaraları nedeniyle savaş alanından ayrılmak zorunda kalmıştı. Donanma yarıya yakın kuvvetini kaybetmişti. Amiral de Robeck geri çekilme emri verdi. Yenilmez armada yenilmişti. Zafer kulaktan kulağa yayıldı. Süleymaniye camisinin iki minaresinin arasına kandillerle yazılan yazılan cümle milli bir parola olacaktı. "Çanakkale geçilmez!" Turgut Özakman'ın Diriliş Çanakkale 1915 adlı kitabından alıntıdır.

2 yorum:

emelden.blogspot.com dedi ki...

BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN.MİNNETDARIZ....

tülin dedi ki...

Seyit Onbaşı nın bir anıtı var Gelibolu da Yeşim.
Göğüsünüze takacak tek rozet satılmıyor ama :(
Ellerine sağlık,bilsekde bunları okudukça aynı duyguları yaşıyoruz değil mi?
Sevgiler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...