31 Mayıs 2010 Pazartesi

Hayalgücünü Kullan, Hobini Göster

Yeni bir etkinlik ile canlanma zamanı geldi diyorsanız Yetenek-Sizin'imle ortak hazırladığımız bu etkinliğimize hepiniz davetlisiniz.
Gelelim etkinliğimizin konusuna; belirlediğimiz materyallerle ortaya bir ürün çıkaracağız. Daha sonra katılımcılar arasında yapılan eşleştirme ile birbirimize hediye edeceğiz.
Amacımız; elimizdeki malzemeleri hayal gücümüzü kullanarak nasıl kullanabileceğimizi göstermek.
Etkinliğin Detayları:
Kullanacağınız Malzemeler :
1. Dal parçası, 2. Kağıt havlu rulosu, 3. Kurdele, 4. Çengelli İğne, 5. Gazoz Kapağı.
Nerede kullanacağınızı, nasıl uygulayacağınızı kendiniz hayal edin. İster bir taşın üzerine, ister kumaşın, isterseniz camın üzerine birbirinden güzel ve kullanışlı tasarımlar yapın. Bu malzemelerin hepsinin kullanılması zorunludur!
Etkinliğe Katılım Tarihleri: 31.05.2010 ve 11.06.2010 arasındadır.
Uygulama Başlama Tarihi: 12.06.2010 ve 30.06.2010 arasındadır.
Yapılan Ürünlerin Sergilenme ve Taraflara Ulaştırılması: 01.07.2010-07.07.2010 arasındadır.

Katılacağınızı bildiren yorumlarınızı bana ya da
Yetenek-Sizin'ime iletebilirsiniz.
Ayrıca yetenek.sizin@gmail.com ve yesimozdemir@gmail.com adreslerine de mail atabilirsiniz.


Herkesi bu güzel etkinliğimize bekliyoruz.

27 Mayıs 2010 Perşembe

Bu da Benim Dikiş Kutum :)

O kadar çok keçe almışım ki, bir yerlerde kullanmam lazımdı. Ben de sevgili arkadaşlarımın kutu yenileme çalışmalarına imrenerek bunu yaptım. Nasıl olmuş, becerebilmiş miyim?

Ankara'lı Blog Yazarları Buluşması

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım

Sevelim, sevilelim

Dünya kimseye kalmaz. (Yunus Emre)


Sevgili
Sibel'in Hobi Dünyası'nın düzenlediği Ankara buluşmamız bu haftasonu gerçekleşiyor. Ankara'lı bütün blog yazarlarımız davetlidir :) Diğer şehirlerden de gelmek isteyen blog yazarı arkadaşlarımıza da kalbimiz sonuna kadar açık :) Bekliyoruz...

Tarih: 29 Mayıs Cumartesi

Saat : 14:00

Yer: Park Bulvar / Kızılay

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Tchibo Meydan Savaşı ve Ganimetlerim :)

Tchibo'yu bilmeyen yoktur artık. Yeni tema Plaj Modası olunca tatil öncesi birkaç eksiğimi tamamlamak istedim. Geçen hafta ki tema satışında seyahat ütüsünü kaçırınca, bugün erkenden Ankamall'e gittik eşimle. Mağazanın açılmasıyla kadınların içeriye hücumu görülmeye değerdi. Ezilmemek için çok çaba gösterdim. Ben böyle bir çılgınlık görmemiştim daha önce. Resmen saldırıyorlardı. Şaşkınlığımı üzerimden atana kadar bikinilerin sadece büyük bedenleri kalmıştı reyonda :P Fiyatlar öyle inanılmazdı ki ihtiyacım olmamasına rağmen bikini bile aldım ;) Görevli arkadaşlardan birine rica ettim de sağolsun o hengamede bana uygun bedeni depodan verdi. Topu topu iki parça aldım ama savaştan çıkmış gibiyim. Başka hiçbirşeye bakamadan çıkmak zorunda kaldım :(

25 Mayıs 2010 Salı

Acil Yuva Arıyoruz!

Sevgili Lale'nin blogunda duyurduğu resimdeki simsiyah oğlumuz ve siyah-beyaz kızımıza acil yuva arıyoruz. 3 kardeşten tekir olanı yuvasına kavuştu, şimdi onlar da sıcak kucaklar bekliyorlar. Şu an kaldıkları yer cadde üzeri ve eğer yuva bulunamazsa çok büyük tehlikeler bekliyor onları. Yok mu kucak açacak sevgisini verecek bir aile bu iki dünya tatlısına? Onları kayıtsız şartsız evladı gibi sevecek, asla terketmeyecek, evine duyguları olan bir canlı aldığının farkında olan, kediyle yaşadığının bilincini taşıyan yüce gönüller arıyoruz. Neredesiniz? Lütfen yazılan şartları taşıyorsanız iletişime geçiniz. Sıkıldım, tüyü dökülüyor diye onları terk edecekseniz sakın bu işe kalkışmayın. Daha fazla fotoğraf için buraya tıklayınız. Gerçekten ilgileniyorsanız lütfen yorum bırakın.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

İnsan Olmak...

Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.

Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli 'helal değildir' diye bu kurbanı geri çevirir.

Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe
konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul
etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergâhı'na gider ve Hacı
Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini
bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar. Hacı Bektaş da şöyle der:

- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir.
Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü
kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir."

Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi
becerebilen bir insan olmamız dileğiyle...

23 Mayıs 2010 Pazar

Bu Günlerde...

Miya'yı gördükçe kedi olasım geliyor. Kedilerin hayat felsefesine bayılıyorum. Keşke hayatı kedi gibi yaşayabilsem diyorum bazen. Sanırım tatilim geldi. Hiçbirşey yapmadan şezlongda uzanmak , sadece kitap okumak, akşama ne pişireceğimi düşünmeden günü yaşamak, denize girmek, gökyüzünü seyretmek, bütün hücrelerimin dinlenip yenilendiğini hissetmek istiyorum.
8 Haziran gel artık hayırlısıyla...

21 Mayıs 2010 Cuma

Google'da Pacman Oynamak :)

Pacman bugün tam 30 yaşında. Google da Pacman'in 30. yaşı sebebiyle hemen ana sayfaya bir Pacman oyunu koymuş, bir de Jeton Atın düğmesi yapmış :) oldukça hoş olmuş. Hadi siz de hemen www.google.com.tr 'ye girin ve Pacman oynamaya başlayın. Unutmayın sadece bugün için geçerli. İyi eğlenceler...

Gardrobunuzdaki Siyah Elbise






























Hepimizin gardrobunda mutlaka siyah bir elbise bulunur ve olmazsa olmazımızdır. Fakat böylesi henüz hiçbirimizin gardrobuna girmedi. Neden mi? Çünkü bu elbise aslında bir şifoniyer. Straight Light Designs'dan Judson Beaumont tarafından şık siyah bir elbise (Little Black Dresser) şeklinde tasarlanmış. Bu şık siyah elbise, modern evlerin duvarlarını süslemeye ve giyinme odalarının değişmez parçalarından olmaya aday. Bu sevimli, şık ve seksi elbiseyi kim istemez ki? (Kaynak)

20 Mayıs 2010 Perşembe

feelunique.com

Bu ara oda arkadaşım, canım Demet ablamla internet siteleri aracılığıyla yurtdışına sürekli sipariş veriyoruz ;) Tabii hepsi kendimiz için değil. Yakın arkadaşlarımızın siparişlerini de biz veriyoruz. Onları beklerken duyduğumuz heyecanı anlatamam :) Bir de geldiği zaman ki sevincimizi görmenizi isterim: Koca koca insanlar çocuklar gibi ellerimizi çırpıp yaşasııın diye çığlık atıyoruz :) Kargoyu getiren ağabey de tanıdı bizi artık, hiç bekletmeden teslim ediyor sağolsun. feelunique.com da Kerastase ürünlerini sipariş ettiğimiz shipping ödemediğimiz harika bir site :) Geçen hafta istediğimiz ürünler bu hafta elimize geçti çok şükür :) Bugün de feelunique.com'da müthiş bir kampanya başlamış. Herhangi iki Kerastase ürünü siparişinize seyahat paketi hediye ediliyor. Kaçırılmaz bu fırsat dedik ve yine sipariş verdik ;) Eğer Kerastase ürünlerini kullanıyorsanız mutlaka incelemenizi öneririm.

18 Mayıs 2010 Salı

Nihayet : Yaşar/Eski Yazlar

Profilimde de belirttiğim gibi Yaşar'ı dinlemeyi çok seviyorum. O'nun sesiyle transa geçiyorum, o derece. Yaşar şarkı söylemeye başlayınca bütün sesler siliniyor kulaklarımda :) sadece O'nun sesi buğulu, sıcak, yumuşacık. Çikolata gibi vazgeçemediğim, her defasında bir öncekinden daha derine inen o ses. Seyhan Müzik'ten çıkardığı yeni albümü 8 parçadan oluşuyor. Albümü dinlemek kısmet olmadı henüz. Dinleyince fikrimi yazacağım ama dinlemeden bile sevdim. Ne de olsa Yaşar'ın albümü kesin çok seveceğim dilimden düşmeyecek şarkılar yapmıştır yine :)

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Tatlıyım-Tatlısın :)

Sevgili Gizzy bana bu tatlı ödülü göndermiş. Teşekkür ederim çıtırığım :) çok mutlu ettin beni.
Kurallar :
Bu ödülü 10 tatlı blogger'a gönderin.
Bu ödülle ilgili bir post yazın fotoyu ve ödülü göndereni yazın.
Ödülü blogunuza koyun.
Ödüllendirdiğiniz 10 kişiyi yorumla bilgilendirin
İşte benim tatlılarım : Stil Direktörü, Did Dans La Mode, Chilek, Benhurum, Herşeyden Biraz, Cecilia'nın Masalı, Yetenek-Sizin, Begonvilli Ev, Sibel, AtölyeKedi, Noyumberry.
Bu Ödülü aynı zamanda sevgili AtölyeKedi'mden ve sevgili Kokosh'umdan da aldım :) Teşekkür ederim kızlar, çok mutlu ettiniz beni.
Veee Ballı Cimcime'm de sağolsun bana kendi gibi tatlı olan bu ödülü göndermiş :) Canım arkadaşım çok teşekkür ederim, mutlu ettin beni :)

14 Mayıs 2010 Cuma

Ok Yüzükler

Daha önce de yazdığım gibi artık her objeyi takı malzemesi olarak kullanıyor tasarımcılar. Son eklenen obje de ok. Miju, Mike Giles ve eşi Judy Lawrence'nin ortak tasarımları olarak ortaya çıkan bir marka. Miju'nun, bahar koleksiyonunda ayarlanabilir deniz köpüğüne bandırılmış bakır ok yüzükler bulunuyor. Lila renkli olana bayıldımmm. Fiyatı $24 Miju'nun diğer ürünleri için buraya buyurun :)

Yılmaz Özdil'den...

Takvimler 1923... Adres Kordon. Naim Palas.
Cumbada oturuyor Sarışın Kurt. Sevmez fazla yemeği. Leblebi var önünde. Garson titriyor, çünkü çocuk rum. Sesleniyor Gazi, şefkatli... "Vre Dimitri" diyor: "Gel bakayım.
"
Çocuk "Buyur Pasam" diyor ş'lere dili dönmeyen, kırık dökük türkçesiyle...
"Sizin Kosti ...." diyor, işgal sırasında kasıla kasıla İzmir'e gelen Yunan Krali Konstantin`i kastederek, "...geldi mi buraya?"
-Geldi Pasam -Oturdu mu bu masaya?
-Oturdu pasam
-Güneş batarken rakı içti mi?
-İçmedi Pasam.
-E o zaman sormadın mı be çocuk, ne halt etmeye almış İzmir'i?

O nedenle "Rakıyı alkol zannedip" Mustafa Kemal'e "sarhoş" diyenlere güleriz biz İzmirliler...
"Allah'ın geri zekalıları, adam sarhoş kafayla kurmuş memleketi, siz ayık kafayla batırıyorsunuz" deriz.!
(Görsel)

11 Mayıs 2010 Salı

DIY_İkili Zincir Yüzük

Daha önce bu yazımda Armor Jewelery'den bahsetmiştim. Bu yüzüğü de Armor Jewelery'nin Ten koleksiyonunda görmüş, bir ara yaparım diye kaydetmiştim. Sonunda yaptım. İşte bitmiş hali :) Aynısı olmasın diye ben zincirlere değişik figürler taktım. Mankenim her zaman ki gibi oda arkadaşım :) Güzel mankenim, melek ablama buradan da teşekkür ediyorum :) Nasıl olmuş beğendiniz mi?

9 Mayıs 2010 Pazar

Annem

Hani eski zaman masalları anlatır
Hüznümü huzura dolarsın
Kaşım gözümden çok içim bir parçan
Annem sen benim yanıma kalansın
Hani bir biblon vardı kırdığım
Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın
Ama bil ki ben de parçalandım
Annem ben senin yanına kalanım
Annem annem
Sen üzülme
Sözlerin hep
Yüreğimde
Annem annem
Gel üzülme
Ben hala senin
Dizlerinde
Uzayan sohbet gecelerinde
Rolleri unutur dost oluruz
Bizi bağlayan bu kan değil yalnız
Annem biz birbirimize kalanız
Ben kararlı uçarken yolumda
Sen çatık kaşlarının altında
Her yeni güne sevgiyle başlarsın
Annem sen benin yanıma kalansın
Dinlemek için TIK TIK

Canım annemin ve bütün annelerin Anneler Günü kutlu olsun.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Büyük Taraftardan Büyük Organizasyon

Sevgili Hürrem Takı'nın bu yazısıyla haberdar olduğum büyük organizasyonu ben de blogumdan duyurmak istedim. Dünya üzerinde böyle bir taraftarı olan başka bir takım yok!!! Beşiktaş taraftarlarının resmi internet sitesi ForzaBeşiktaş'tan yapılan duyuru şöyle:

“2 yaşındaki bir çocuk trombositleri düştüğü ve yeterli kan bulunamadığı için öldü !”
“Karaciğer hastası baba, 30 ünite kan bulamadığı için ameliyat olamıyor !”
“Kaza geçiren genç için tüm çağrılara rağmen aranan kan bulanamadı !”
Sen kan verdiysen ben yaşarım, ben kan verdiysem sen…
İkimiz de yaşayalım; birbirimize ihtiyacımız var.
DOLMABAHÇE’DE CAN VERDİK,
ŞİMDİ DE KAN VERİYORUZ!

Kan bagışının yaralarına ilişkin toplumsal bilinci oluşturmak ve gönüllü sayısını arttırıp ülkemizdeki kan açığı seviyesinin azalması ile daha sağlıklı toplum olma yolunda
-çArşı kansızlara karşı-
7-9 Mayıs tarihlerinde sabah 11 akşam 8 Dolmabahçe Sarayı’ndayız.

Böyle bir takımın taraftarı olmaktan gurur duyuyorum.

Bilmeyenler İçin:

Beşiktaş Türk Bayrağını kullanma hakkını Yunanistan Milli Takımıyla oynanan bir maçta Türk Milli Takımını temsil ettiği için almıştır. Başka hiçbir Türk Kulübünün böyle bir hakkı yoktur.

Neden Siyah-Beyaz ?

Balkan savaşından Osmanlı İmparatorluğu yenik çıkmıştı. Koskoca Balkan toprakları artık yoktu. Ülkede bu durum büyük üzüntü yarattı. Özellikle gençler savaşın sonucunu uzun süre kabullenemediler. Bu ortamda, adı daha sonra Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirilen kulübün üyeleri Balkan Savaşlarında verilen kayıpların anısına renkleri içinde bulunan kırmızıyı siyaha çevirmeye ve Balkan toprakları geri alınıncaya kadar spor alanlarında siyah-beyaz renklerle mücadele vermeye karar verirler.

Ama ondan sonraki yıllarda Balkan toprakları geri alınamadığından Beşiktaş'ın renkleri kırmızı-beyaz'a döndürülmeden siyah-beyaz olarak kalır.

7 Mayıs 2010 Cuma

BALLI CİMCİME'MDEN

Sevgili Ballı Cimcime'nin blogunda paylaştığı bu hikayeyi çok beğendim. Kendisinin de izniyle ben de blogumda sizler için yayınlıyorum :
Servet İki Bardak Sudan İbarettir

"Zamanın birinde bir hükümdar varmış, zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş. Hükümdar her gittiği yere hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış. Etrafında bir sürü insan olmasına rağmen, hükümdarın en çok güvendiği ve yegane dostu bir bilge kişi varmış. Bir gün oturularken, hükümdar bilge kişiye şöyle bir soru sormuş:
-Sen ki göğün gizemine ermiş, bilime yön vermiş bir adamsın. İnsanlar ister hükümdar kadar güçlü, ister savaşçılar kadar onurlu olsun sana danışır ve ağzından çıkacak bir sözü beklerler. Şimdi senin gibi bilge bir adamın fikrini merak etmekteyim, benim hükümdarlığım ve servetim hakkında ne düşünüyorsun? Bilge bu soru karşısında hükümdarın gözlerinin içine bakarak şu sözü söylemiş:
-Diyelim ki hükümdarım, uçsuz bucaksız kızgın bir çöldesiniz. Ölmemek için, size uzatacağım bir bardak suya karşılık servetinizin yarısını verir miydiniz?
- Verirdim tabii.
-Zaman geçti diyelim ki susuzluğunuz arttı, size uzatacağım bir sonraki bardağa servetinizin öteki yarısını da verir miydiniz?
Hükümdar biraz düşünmüş ve ardından;
- Ölmemek için evet demiş.
Bunun üzerine bilge kişi gülerek şu sözleri söylemiş :" TIK TIK

(Görsel)

Yataktaki Mutluluk :)


Yatakta kitap okumayı sever misiniz? Cevabınız "evet"se kollarınızın ne kadar üşüdüğünü de iyi bilirsiniz ve bu durum oldukça sinir bozucudur. Andrea Ayala Closa'da bunu bildiği için yatakta okurken kollarımızı sıcak tutacak yorgan tasarlamış.


Başlıkta bahsettiğim mutluluk bu aklınıza farklı şeyler geldiyse o sizin fesatlığınız ;)  Benim böyle bir yorgana çok ihtiyacım var. Henüz satışı yokmuş. Zaten satılıyor olsa da güzel ülkeme gelmez ki böyle faydalı ürünler :(

6 Mayıs 2010 Perşembe

"F" Vitaminlerime Sevgiyle

Bu başlığı okuyunca, "Bugüne kadar F vitamini diye bir şey hiç duymadım" demeyin! Hepinizin en azından bir tane dostu vardır ve F vitamini dediğimiz sağlık iksirinin kaynağı da dostlardır...
Bazen sizde stres yaratan işlerin bir listesini yapıp, onlardan kurtulmanız gerekebilir. Bazen evdeki işlerinizi bir kenara bırakıp, en yakın arkadaşınızla dışarı çıkıp eğlenmeye ihtiyaç duyabilirsiniz. Peki, neden size böyle bir şey hatırlatma gereği duyuyoruz? Çünkü 'Vitamin F'nin (Friendship - Türkçesi arkadaşlık kelimesinin baş harfi olduğu için 'F') sağlığınıza faydaları saymakla bitmez.
SİZİ 30 YIL GENÇLEŞTİRİYOR
Yapılan son iki araştırmaya göre; güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyor. Düzenli F vitamini kullanmak, sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hale getirebilir. Çünkü bu sayede stresten uzak bir yaşamınız olur. Dostluğun sıcaklığıyla, gergin olduğunuz zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalır.
SIRLARINI PAYLAŞMIYORLAR
Göğüs kanserine yakalanmış 3 bin hemşire üstünde yapılan bir araştırmada, sosyal destek alanların, almayanlara göre yüzde 66 daha uzun yaşadıkları saptanmıştır. Peki, gerçekten sizi sağlıklı tutan arkadaşlıklara sahip misiniz? Ne yazık ki bir çoğumuzun böyle dostları artık yok! Duke Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, son yirmi yılda sırlarını dostlarıyla paylaşmayı tercih etmeyen kişilerin hızla arttığını ortaya çıkarmış.
SAHİP OLMANIN 4 KURALI
1. Zaman: Bir insanla hemen samimi olunmaz. Samimiyet için onunla birlikte zaman geçirmeniz gerekir.
2. Dikkat: Sorunlarını çözmenize gerek yok, sadece onlara sorular sorun ve size anlattıklarını can kulağıyla dinleyin.
3. Hassasiyet: Gerçek dostlar birbirlerine karşı hassas olur. Gecenin 03.00'ünde bile ihtiyaçları olursa birbirlerini ararlar.
4. Eğlence: Arkadaşınızla birlikte ne yapmaktan hoşlanıyorsanız onu yapın. Birlikte eğlenip, gülün ve bağlanın.
İNTERNETTE SOHBET ETMEK DOSTLUĞUN YERİNİ TUTMAZ!
Komşularla görüşmek için çok yoğunsanız, ya da bir bowling kulübüne üye olmaya vaktiniz yoksa; sosyal iletişim çemberimiz hızla daralıyor demektir. Cep telefonu, twitter, facebook gibi iletişim araçlarına da minnet duymamız gerektiğini unutmayalım.
ARAYI SICAK TUTAR
Bizi yanlış anlamayın! İnternet ve telefonlar, arkadaşlarınızla aranızdaki iletişimi sıcak tutmak için önemli olabilir ama arkadaşlarınızla birlikte vakit geçirmenin yerini asla tutamaz. Eğer acil durumlarda arayabileceğiniz, sizin için hayatı kolaylaştıran, tümüyle dürüst olabileceğiniz dostlarınız varsa; işte o zaman gerçekten 'F Vitamini'ne sahipsiniz demektir. Uzmanların çoğu arkadaşlık sıkıntısı çeken insanların dışarı çıkıp yeni insanlarla tanışmalarını öneriyor. Yeni insanlarla tanışmak işin en kolay yoludur ancak önemli olan bir sonraki aşamada ne yaptığınızdır...
Hiçbir şey F vitamini kadar faydalı olmaz!
PROF. DR. MEHMET ÖZ

25.10.2009

Bunlar da küçük sağlık öğütleri :

LİMONATA İÇEREK ASTIMI ÖNLEYİN
Bir yaz günü soğuk bir bardak limonata sizi serinletmenin dışında da faydalara sahiptir. Limonata akciğerlerinizi astım hastalığına karşı korur! Hiç meyve yemeyen ve turunçgilleri yeteri kadar tüketmeyen insanlarda, astım riski ve nefes darlığına daha sık rastlanır. Meyvelerin içerisindeki C vitamini ise nefes alımını kolaylaştırıcı etkiye sahiptir.
SİGARAYI BIRAKIN
Bugüne kadar astım hastalığına yakalanmamış olmanız, bundan sonra yakalanmayacağınız anlamına gelmez. Astım, çevrenizdeki birçok etkenden dolayı oluşabilir. Tozdaki mikroplar, yatak veya yastığınızdaki bakteriler gibi... Alışveriş listenize greyfurt, portakal ve limon eklemek ise kaç yaşında olursanız olun solunum yolu hastalıkları riskinizi azaltır. Tabii ki tek yapacağınız şey bu değildir... Sigara içiyorsanız, hemen bırakın! Yatak odanızı havalandırmaya özen gösterin. Yoğun trafiğin olduğu yerlerde ve tünellere gi rdiğinizde, egzostan etkilenmemek için arabanızın camlarını kapatın.
IZGARA KEYFİNİZE PATLICAN KATIN
Izgara somon seviyorsanız yanına patlıcan da ekleyin... Böylece kalp sağlığınızı üç ayrı açıdan korumuş olursunuz. İşte, patlıcanın size sağlayacağı faydaların özeti:
DAMARLARINIZI KORUYOR
Şeker: Patlıcan şeker hastalığı riskini azaltır. Vücudunuzun kan şekerini daha sağlıklı bir biçimde kullanmasına yardımcı olur. Bu da damarlarınızı korur.
Tansiyon: Patlıcanın içindeki fenoller, yüksek tansiyona sebep olan enzimleri dizginler. Tansiyonunuzu dengeler.
Kolesterol: Kötü kolesterolünüzü dengede tutar. Yapılan araştırmalarda, öğünle rinde bolca patlıcan yiyenlerin yemeyenlere oranla kötü kolesterollerinin yüzde 30 azaldığı görülmüştür.


"F" vitaminlerime sağlıklı günler diliyorum. Kendinize iyi bakın size ihtiyacım var :)
(Görsel)

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Rock'n Roll Ruhu

Havalar ısındı ya benim de içim kaynamaya başladı. Tam da "a little less conversation, a little more action" modundayım :) bu ruh halindeyken de karşıma çıkan güzellikler de böyle oluyor. Takılar Nathan Thomas imzalı Darkcloud Silver koleksiyonundan. Diğerleri bir İtalyan markası olan Rocket dizayn. Ben sevdim bakalım sizler de beğenecek misiniz?

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Çocuğuma DO-KUN-MA!!!

Onuncu Köyün Adamı sevgili Mesut ağabeyin blogunda okuduğum bu kampanyaya duyarsız kalmak olmazdı. 1MK'nın başlattığı bu kampanya, son yıllarda ülkemizde yaşanan çocuk istismarlarının artışı karşısında toplumsal duyarlılık oluşturmayı amaçlıyor.
"Hepimiz çocuk olduk. Büyüdük anne ve baba olduk. Çocuklarımızı gözümüzden sakınan aile olduk.Ama korku dolu anne babalarız hepimiz. Çocuklar geleceğimiz. Her anne babanın hayalidir çocuğunu mutlu büyütmek ve ona güzel bir gelecek sunmak. Fakat ülkemizde artık önüne geçilemeyen bir çocuk terörü var.
ÇOCUK İSTİSMARI. Çocuklarımız istismar ediliyor. Okula gönderilemeyen çocuklarımız var, küçük yaşta çalıştırılan, anne babası, kardeşleri ve aile büyükleri tarafından şiddete maruz kalan çocuklarımız var bu ülkede. Akıl almaz yaşlarda cinsel tacize ve hatta tecavüze uğrayan çocuklarımız var artık.
Daha anne sütü almadan, anne kokusu duymadan cami önüne bırakılan bebeklerimiz var. Gecenin soğuğunda ağlayarak ölen bebekler var. Yetiştirme yurtlarında büyüyen, daha sonrasında suça meyilli yetişen çocuklarımız var bu ülkede. Eğitim daha bebeklik çağlarında, ailede başlar.Ama bizim toplulumuzda okuma yazma dahi bilmeyen sadece çocuk yapmayı bilen anne babalar var. Sorunlu ailelerde yetişen insanlar malesef ruhsal bozukluklar yaşıyor ve topluma zarar verir hale geliyorlar. Hele ki bu zarar çocuklarımıza gelince akan sular duruyor. Bir çocuk okulda veya başka bir toplumda cinsel tacize uğradığı zaman ileriki yıllarda yaşamını etileyen ruhsal çöküşler yaşıyor. Ailesine, arkadaşlarına, ve ileride eşine çocuklarına bile güvensiz korkak ve şiddete meyilli biri haline geliyor.
Gördüğü cinsel tacizi ailesine anlatamayan, dövülme korkusu yaşayan bunu paylaşamayan çocuklarımıza yazık değil mi?
Şu anda bu yazıyı okuyan sizler bile belki çocukluk yıllarınızda tacize uğradınız ama kimseye söyleyemediniz. Anne babanızdan dayak yediniz ama kimseye söylememeniz konusunda tehtid edildiniz. Belki de sınıf öğretmeniniz tarafından bile tacize uğradınız sınıfta kalma korkusundan kimseye söyleyemediniz. Bütün bunlara artık DUR! demenin zamanı geldi."
Çocuklarımızın, çocukluklarını özgürce yaşayabilmeleri ve sağlıklı bireyler olabilmeleri için, "çocuk istismarı"na HAYIR diyorum.

Poketo Çantaları

Artık babalarınızın, kardeşlerinizin, eşlerinizin giymediği ceket ve gömleklerini atmayın. Çünkü onlardan çanta yapacağız :) Poketo harika bir geri dönüşümle bu ilginç çantaları yapmış :) Ne dersiniz iyi fikir değil mi?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...